17 Kasım 2014 Pazartesi


2 Gün 1 Değil (www.2g1d.com)

Sabır Bir Hazinedir


www.on5yirmi5.com


www.uludagsozluk.com


www.nurunalanur.com.tr


Sabır Bir Hazinedir
Cenâb-ı Hak buyuruyor:

"Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir." (Bakara, 153)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Kendisine bir musîbet gelen müslüman, Allâh’ın emrettiği: «Biz Allâh’a âidiz ve ancak O’na döneceğiz. Allâh’ım! Bana bu musîbetten dolayı ecir ver ve bana bundan daha hayırlısını ihsân eyle!» derse, Allah o musîbeti alır ve mutlakâ daha hayırlısını verir.” (Müslim, Cenâiz, 3)

Rasûlullah (sav) Efendimiz de, sabrın çeşitlerini ve fazîletlerini bildirdiği bir hadîs-i şerîfinde şöyle buyurmuştur:

“Sabır üçtür:

Musîbetlere karşı sabır, kullukta sabır ve günah işlememekte sabır…

Kim, kaldırılıncaya kadar musîbete güzelce sabrederse Allah ona üç yüz derece yazar. Her iki derece arasında semâ ile arz arası kadar mesâfe vardır.

Kim de tâatte sabrederse Allah ona altı yüz derece yazar. Her iki derece arasında yeryüzü ile yedi kat aşağısı arası kadar mesâfe vardır.

Kim de mâsiyete (günaha) karşı sabrederse Allah ona dokuz yüz derece yazar. İki derece arasında yer ile Arş arası kadar mesâfe vardır.” (Süyûtî, II, 42; Deylemî, II, 416)

Sözün özü, sabır insanın derûnundaki kıymetli bir hazinedir. Onu hem varlığın hem yokluğun, hem acının hem neş’enin, hem belânın hem de nîmetin tehlikesine karşı koruyan güvenli bir kalkandır.

Sabır, bütün peygamberlerin kuşandığı ve ümmetlerine tavsiye ettiği bir zırhtır.
Sabır, îmânını koruması için müslümanın en büyük sığınağı ve silahıdır. Allah Teâlâ’nın râzı olduğu ve büyük mükâfatlar va’dettiği ulvî bir haslettir. Allah Rasûlü’nün ifâdesiyle:
“Sabır ziyâdır.” (Müslim, Tahâret, 1) İnsanın dünyâ ve ukbâsını aydınlatır. (Osman Nûri Topbaş, Şebnem Dergisi, 2011-Ağustos)
www.2g1d.com

10 Temmuz 2014 Perşembe

PEYGAMBER EFENDİMİZ'DEN MÜJDELER

Âyet-i Kerîme: "Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye hiçbir şekilde haksızlık edilmez."

(Enbiyâ, 47)

Hadîs-i Şerif: "Âdemoğlunun her ameli kendisine aittir. Oruç böyle değil, şüphesiz ki o benimdir."

(Buhârî)

www.muhammedinur.com

www.dostadogru.beeplog.de


www.nurnet.org

PEYGAMBER EFENDİMİZ'DEN MÜJDELER

Rasûlullah Efendimiz'e (s.a.v) bir adam geldi ve şöyle dedi:

"Ben büyük bir günah işledim. Benim için bu günahı affettirecek bir tevbe yolu var mı?"

Allah Rasûlü adama sordu:

"Annen var mı?"

Adam: "Hayır yok." dedi.

"Peki teyzen var mı?"

Adam: "Evet var." dedi.

Allah Rasûlü: "O halde git ona iyilik et." buyurdu.

(Tirmizî)

Hz. âişe'den rivâyetle:

Allah Rasûlü (s.a.v) buyurdu:

"Cennette 'Dârü'l-ferah' denen bir sevinç evi vardır. Bu eve ancak çocukları sevindirenler girer."
(İbn-i Adiy, El-Kamil)

(Erkam Takvim Arkası)


25 Mart 2014 Salı

ADEVİYE HANIM

Âyet-i Kerîme: "İşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar."

(Mü'minûn, 61)

Hadîs-i Şerif: "Haramlardan sakın, insanların en âbidi olursun."

(Tirmizî)


www.yahyagungor.com


www.seradresidence.com


www.eceabat.gov.tr

ADEVİYE HANIM

Balıkesir'de Ali Şuûrî İlkokulu karşısındaki boşlukta beş altı yıl öncesine kadar eski bir ayakkabı tamircisi vardı. İkinci aralıktaki ikinci dükkanda kır, pala bıyıklı bir ihtiyar çalışırdı: Bizim Cevdet dedemiz... (Alkalp)

Bir akşamüstü dükkanın önünde çay içerken konu Çanakkale'ye gelince ağlamaya başladı:

"Rahmetli babam Hafız Ali, Çanakkale'de kaldığında annemin karnında yedi aylıkmışım. Onu hiç tanımadım. Bir fotoğrafı bile yoktu. O günler çok zor günlerdi. Seferberliğin sıkıntıları, Kuvayi Milliye zamanı, işgal yılları, yokluk, kıtlık, sıkıntı, çocukluğumuz hep ekmek peşinde sıkıntıyla geçti.

Anam (Adeviye) benim çocukluğumdan itibaren her sokağa çıkışta her bir yere gidişte yanıma gelir:

-Oğlum ben pazara gidiyorum. Baban gelirse beni hemen çağır ha...

-Ben komşulara gidiyorum. Baban gelirse beni hemen çağır ha...

-Ben mevlide gidiyorum. Baban gelirse beni hemen çağır ha...

derdi.

Annem babamı bekledi durdu. Büyüdüm dükkan açtım. Annem gene her bir yere gidişte dükkana gelir, gideceği yeri söyler; 'Baban gelirse beni hemen çağır ha!' diye eklerdi.

Aradan yıllar geçti. Anacığım ihtiyarladı. Gene hep değneğini kakarak yanıma gelir; 'Baban gelirse beni hemen çağır ha!' diye tembihlerdi.

Günü geldi, ağırlaştı. Ölüm döşeğinde bizimle helalleşti:

'Bana iyi baktınız. Hakkınızı helal edin.' Bana döndü, yavaşça:

'Baban gelirse, ona annem hep seni bekledi de.' dedi. Birden irkilerek doğruldu ve kapıya doğru gülümseyerek;

'HOŞGELDİN... HOŞGELDİN!' diyerek rûhunu teslim etti.

Kaynak: Çanakkale Şehitleri Tanıtım ve Araştırma Derneği 90. Yıl Fotoğraf Albümünden alınmıştır.

(Erkam Takvim Arkası)

NOT: Tüm Çanakkale Şehitlerimizin ruhları şâd olsun, Rabbim şefâatlerine nâil eylesin, ruhları için bir Fâtihâ üç İhlâs...


20 Şubat 2014 Perşembe

ŞİFÂ ÂYETLERİ - ŞİFÂ DUÂSI


www.mutlulugunsifresi.com

ŞİFÂ ÂYETLERİ İLİK GİBİDİR

Mahmud Sâmî Ramazanoğlu (k.s) Hazretleri, kendi el yazısıyla Kur'ân-ı Kerîm'de şifâ âyetlerini yazar ve sevdiklerine dağıtırdı.

Kendisine mürâcaat eden hastalara bu âyetleri okumaları tavsiye edilirdi.

Bu âyetlerle ilgili bir hâtırayı, 1979 yılında Erenköy'de Mustafa Aydın ağabeyin köşkünde görüştüğümüz Aksaraylı merhum Sâdettin Ağaçlı ağabeyimizden naklen Lütfi Eraslan Bey şöyle anlatmıştı:

Aksaraylı merhum Sâdettin Ağaçlı ağabeyimiz vardı. Babacan, güler yüzlü, mükrim, cömert bir insandı. Teslimiyet ve sadâkat sahibiydi. Muhterem Üstâzımızla rahat görüşüp konuşabilen biriydi.

Allah rahmet eylesin kendisi şöyle anlatmıştı:

" Bir ziyarette Sâmi Efendimiz bana;

'Nasılsınız Sâdettin Efendi?' diye hal hatır sordu.

Ben de bu soruyu fırsat bilerek bol duâlarını alayım niyetiyle:

'Efendim! Duâ buyurun... Fakirde kalb var... Şeker var... Tansiyon var...' diyerek bütün hastalıkları saydım.

Muhterem Üstaz bana tebessüm ederek:

'Sâdettin Efendi! Şifâ âyetlerine devam edelim. Zira şifâ âyetleri, kemikleri ayakta tutan ilik gibidir.' buyurdu. "

(Mahmud Sâmî Efendi'den Hâtırâlar, Mustafa Eriş)

*** Hastalıklardan şifâyâb olmak isteyenlere; sabah akşam aşağıdaki şifâ âyetlerini okumalarını tavsiye ederlerdi:
 
ŞİFÂ ÂYETLERİ - ŞİFÂ DUÂSI
































Duâlar ve Zikirler - Mahmud Sâmî Ramazanoğlu